Sinop Eğitim Sen | Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

Yeni Eğitim Modeli Basın Açıklaması

4 hafta önce
Yeni Eğitim Modeli Basın Açıklaması için yorumlar kapalı
49 kez görüntülendi

Yeni Eğitim Modeli Basın Açıklaması

21 Mayıs 2019 Salı günü saat 17.30’da Uğur Mumcu Meydanında 
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıkladığı Yeni Eğitim Modeli”
ile ilgili Eğitim Sen Sinop Şubesi olarak basın açıklaması yapmak için toplandık.

Yapılan basın açıklamasında Eğitim Sen Sinop Şube Başkanı Hakan Eker tarafından okunan basın metni aşağıdadır.

Basına ve Kamuoyuna,

Milli Eğitim Bakanlığı, en çok reform paketi açıklayan Bakanlıklar arasında ilk sırada yer alıyor. Son 17 yıldır ülkeyi aynı parti yönetiyor ama eğitim sistemimiz en az 17 kez değişti. AKP iktidarı bu sürede sekiz bakan değiştirdi. İsimlerini bile unuttuğumuz bu bakanlar, elbirliği ile zaten oturmamış olan eğitim sistemini daha da karmaşık hale getirdiler. Ülkemizin yakın  tarihinde  MEB kadar geleceğimizden çalan ve bu kadar çok  sorun yaratan bakanlık yoktur. Her gelen Bakan ve bürokratlarının hedefinde  bilimsel, laik ve kamusal eğitim olduğu içinde başarısızlık kaçınılmaz olmuştur.

Hepsi de kulağa çok hoş gelencümlelerle içi boş vaatlerde bulundular. Örneğin, geçen yıl da isteyen heröğrenci evine en yakın okullardan istediğine girecekti, el yazısına geçilecekti,Dershaneye bağımlılık azalacaktı, herkes yabancı dil öğrenecekti” Ne oldu?Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi diye lanse edilen FATİH Projesi veBilişim Sınıfları ne oldu?
                                                                                                                                            MilliEğitim Bakanı Ziya Selçuk’ un açıkladığı , “Lisede Ne Yaptık?/OrtaöğretimTasarım Tanıtım Toplantısı”nda  söylemlerde çok güzeldi  ama hepsi zatendenenmişti.  Örneğin kredili sistemihatırlayalım:  Ders vardı, kitap yoktu.Sınıf vardı, branş öğretmeni yoktu! Altyapıda dünden bugüne ne değişti?

2020 ‘ de uygulanacağı söylenen bu sistemin de sürdürebilir bir yanı yoktur. Matematik,  yabancı dil gibi derslerin öngörülen düzenlemede ortak dersler arasında değil seçmeli dersler arasındadır; buna karşın tasavvuf ve İslam felsefesi gibi dersler ise ortak ders arasındadır.“1980 darbesinin bir ürünü olan, eğitim hakkının bir ihlali olan zorunlu din dersi meselesinin de yine zorunlu tutulduğunu görüyoruz. Matematik zorunlu olmazken, yabancı dil zorunlu olmazken, bilgi teknolojileri, temel sosyal bilimler zorunlu olmazken; din derslerinin bütün sınıf türlerinde, sınıflarda, okul türlerinde zorunlu olarak okutulacağını görüyoruz” .Sanat yok, bilim yok, spor yok. Ne var: Manevi rehberlik var.

Ayrıca,söz konusu düzenlemelere ilişkin çok ciddi belirsizlikler vardır; öğretmenler ve öğrenciler açısından büyük hak ihlalleri olacaktır. Ayrıca, söz konusu düzenlemeler kamusal eğitim düşüncesiyle değil, sermayenin ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmiştir.

Eğitim sistemiyle bu kadar oynamanın sonucu başarısız öğrenciler, işini sevmeyen öğretmenler ve maddi manevi sömürülen veliler; kısacası mutsuz bir toplumdur.

Eğitim sistemimizin  asıl sorunu felsefidir, ideolojiktir. Önceki gün Bakan Selçuk’un açıkladığı “sistem”, son yıllardaki, muhafazakar toplum inşası hedefine uygun kuşaklar yetiştirme anlayışının eğitimdeki son versiyonudur.   İktidarın, eğitimde, her birkaç yılda bir “sistem değişikliği” yapmak zorunda kalınmasının asıl nedeni, yeni kuşakları Atatürk İlke ve Devrimlerinden uzaklaştırıp, “kendi sisteminin bekası” olarak şekillendirmeyi başaramamasıdır.

Bu sistem öğrenci ve veliler kadar öğretmenleri de etkileyecektir. 1990’lı yıllarda uygulanan kredili sistemin bir benzeri olan yeni sistemde 70 bine yakın öğretmen norm fazlası olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Liselere bundan sonra Bakanlık öğretmen ataması yapmayacaktır, bu da öğretmen adaylarının hayallerinin yıkılmasına neden olacaktır.

Eğitim politikalarındaki yanlışlar, toplumun hangi kesiminden olursa olsun, seçmen olarak tercihi ne olursa olsun, sürekli tepki çekmektedir. Bu yüzden iktidar bir değişim algısı yaratma” derdindedir.

Meselenin yalnızca “akademik takvim” düzenlemesiyle sınırlı olmadığı açıktır. “Dersler, çoktu, biz azalttık meselesi’ değildir. Okul öncesinden yükseköğretime kadar bütün adımlar birlikte planlanmalıdır. Müfredat, okul türü sorunu, kademelendirme sorunu, alan dağılımı, öğretmenlerin hak ve özgürlükleri bütünlüğüyle ele alınmalıdır.

Eğitim vizyonu sıfır olan MEB bürokratları, arkalarında içinden çıkılmaz sorunlar bırakacakları bir sisteme daha imza atıyorlar. Bu sistem  ülkemizi ve bütün bir toplumu başka bir kaosa sürükleyecektir.

Eğitim Sen olarak iktidarı bir kez daha uyarıyoruz: Eğitim sorunları “ben yaptım, oldu” yaklaşımıyla değil, toplumun bütün kesimlerinin, bilim çevrelerinin, velilerin, öğrencilerin katılımıyla çözülebilir” diyoruz.

Bizler, yaklaşık yüz yıldır sürdürdüğümüz Laik, Bilimsel, Demokratik ve Parasız Eğitim ilkeleri ışığında, ülkemizi  mutlu bir geleceğe taşımak için  mücadelemizi sürdüreceğiz. Bunun böyle bilinmesini isteriz.

Eğitim Sen Şube Başkanı

Hakan EKER

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.


Yukarı Çık