Sinop Eğitim Sen | Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

Kadınlar 25 Kasım’da Erkek-Devlet Şiddetine Karşı Alanlarda

2 yıl önce
Kadınlar 25 Kasım’da Erkek-Devlet Şiddetine Karşı Alanlarda için yorumlar kapalı
1.147 kez görüntülendi

Kadınlar 25 Kasım’da Erkek-Devlet Şiddetine Karşı Alanlarda

25 Kasım 2016 Cuma günü saat 17.00’de itfaiye önünde ”25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” nedeniyle Sinop Kadın Platformu olarak Uğur Mumcu Meydanına yürüyüp basın açıklaması yapmak için toplandık.

Yapılan basın açıklamasında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Sinop Başkanı Bilgin Bekiroğlu tarafından okunan basın metni aşağıdadır.

Basına ve Kamuoyuna,

Biz kadınlar erkek, devlet şiddetine karşı; hayatımıza, bedenimize, kimliğimize sahip çıkmak için “her halde direniş” diyoruz. Özgür ve eşit haklar ile var olmamıza tahammül edemeyen erkek egemen sistemin biz kadınlara dayatıldığı; onlarca yıl verilen mücadeleler sonucu elde ettiğimiz bütün kazanımlarımızın devlet tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bu günlerde; 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde, dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan kadınlarla beraber “isyan”ımızı büyütüyoruz. İktidar ve güç uğruna yürütülen savaş ve şiddetin sınırının olmadığını görüyoruz; şiddetin yol açtığı tahribatı bedenimizde, evimizde, sokağımızda, iş yerimizde, ilişkilerimizde, ülke sınırları içinde ve ötesinde; kısacası hayatımızın her alanında hissediyoruz. Biz kadınlar, bırakın politika yapmayı, kendimizi sadece gündelik hayatımızı sürdürmeye çalışırken buluyor ve bunun için de ayrı bir mücadele veriyoruz.

Sadece basına yansıyan haberlerden bildiğimiz kadarıyla, 2016’nın ilk 10 ayında erkekler en az 220 kadını öldürdü, 352 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu; ve yalnızca bir ayda işsiz bırakılan kadın sayısı 13.000’i aşmış durumda.

Ensar Vakfı gibi toplumu derinden sarsan bir olayda bile, mevcut iktidarın çocuklardan yana durmadığını gördük. Otobüs gibi kamusal bir araçta, kadınlara giydiği kıyafeti bahane ederek şiddet uygulayan erkekler bugün gücünü, dinci ve kadın düşmanı politikalardan ve Başbakanın “böyle bir durumda mırıldanabilirsiniz” sözünden alıyor. Sırtını ise ‘erkeklik gururu’, ‘takım elbise giymiş olması’ gibi sudan gerekçelerle, kadın katillerine ‘iyi hal indirimi’ uygulayan cinsiyetçi hukuka yaslıyor. Transfobik erkek şiddeti yüzünden birçok arkadaşımızı kaybettik; Kadın ve translara yönelik saldırılarda erkek-adalet, katilleri ya bulmadı ya da bulduklarını akladı, cezalandırmadı. Aile baskısı ve geçim sıkıntısı, LGBTİ+ bireylerin arka arkaya intiharlarına sebep oldu. Kadın bedeni Doğu’da ve Batı’da cinsiyetçi erkek, devlet şiddetinin hedefi oldu; çıplak bir şekilde yerlerde sürüklendi, aşağılandı, savaş politikalarına, tecavüzcü tehditlere araç edildi.

Bu kabul edilemez tablo yetmezmiş gibi AKP’li milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, çocuklara yönelik cinsel istismarın evlilik şartıyla affedilmesinin önünü açan bir önerge sunabiliyor, tecavüzcü ile evlendirilmede onlu yaşlarındaki çocuklar hakkında, televizyon kanallarında pazarlıklar yapılabiliyor, hayvana tecavüz suçu işleyene 6 aylık cezayı fazla bulan AKP’li vekil hala vekil kalabiliyor. Devlet ve kurumları, kadınları ve çocukları koruması gerekirken suçluları AKlıyor, kurumların çıkarlarına öncelik veriyor; istismar ve şiddeti önemsizleştiriyor. Bizzat “çocuk” tanımının kendisi değiştirilmeye çalışılarak, duygusal ve bedensel bütünlüğün oluşumu açısından henüz sağlıklı bir şekilde büyüme sürecini tamamlamamış çocuklar; küçük yaşta zorla evlendirilme riskinin, merdiven altı tekstil atölyelerinde ucuz iş gücü olarak çalıştırılmanın, tecavüz ve şiddetin, kısacası sömürünün açık hedefi haline getiriliyorlar. Erkeklerin, kendilerini köle olarak satın almak istediği bir savaşın içinden kaçan, göç etmek zorunda bırakılan Suriyeli kadınlar, Türkiye’ de de yoksulluk, istismar ve şiddetle cezalandırılıyor, yok sayılıyorlar.

Neo-liberal politikaların doğrudan hedefi olan kadınlar; erkeklerin beğenmedikleri işlere; yaşlı, çocuk, engelli bakımı gibi, aslında devletin sorumlu olduğu bakım hizmetlerine kaynak olarak görülüyor. Kadınlar ucuz, güvencesiz, esnek, yarı zamanlı işlere mahkum ediliyor, sosyal güvence ve hakları gasp edilmeye çalışılıyor. Patriyarkal düzenin ezdiği kadınlar; evlere, aileye, kocaya, patronların insafına bırakılıyor. Kamusal alanlardan silinmeye çalışılıyor; işsizliğin getirdiği ekonomik güvencesizlikle birlikte evlere hapsediliyor.

Kapatılan haber alma kaynakları ve dernekler arasındaki kadın ve çocuk kurumlarıyla da Olağanüstü hal uygulamalarının doğrudan biz kadınları vurduğunu görüyoruz. Bu hukuksuzluğun yerini bir an önce hak temelli yaklaşımın alması için mücadelemize devam ediyoruz. Erkek şiddetine karşı yıllarca mücadele etmiş derneklerimizin bir an önce açılarak çalışmalarına devam etmeleri gerekir; aksi, kadınları ve çocukları gözeten sivil toplum olanaklarını bile isteye yok etmeye çalışmaktır; ama biz biliyoruz ki kadın mücadelesi binalardan, kurumlardan ibaret değildir. Arjantin’de kadına yönelik şiddete karşı greve çıkanlar, Polonya’da kürtaj yasağına direnen yüz binler, Çamlıhemşin’de ranta karşı yaşamı savunanlar, Amed’de devletin şiddetine göğüs gerenler, İzlanda’da ‘eşit işe eşit ücret’ diye haykıran emekçi kadınlar, Fransa’ da cinsiyetçi ücretlendirmeye karşı iş bırakanlar; Avon’da direnen işçi kadınlar ve tüm gündelik an ve alanlarda hayatlarına sahip çıkan daha niceleri, kendilerine yönelen baskılara itiraz ediyor; kendi hayal ettikleri dünya için eyliyor; söylüyor; üretiyor, dünyayı ve hayatlarını değiştirmek için mücadele ediyorlar.

Kökü yüzyıllara dayanan, kadın düşmanlığından beslenen erkek şiddetine; din ve toplumsal ahlak kisvesi altında hayatlarımız hakkında karar verebileceklerini sananlara sessiz kalmayacağız, izin vermeyeceğiz. Beğenilmeyen işlerin bekçisi, ikinci sınıf canlı, yarım kalmış kadınlar değiliz. Ortak bir dünyada, eşit ve özgür yaşamak için bulunduğumuz her yerde, kendi olanaklarımızla hayatı yeniden kurmaya, baskı ve haksızlığa isyan etmeye devam edeceğiz. Gündelik hayatımızın her anında, her halinde hissettiğimiz, bizi birbirimize düşman etmek isteyen yıkıcı erkek, devlet şiddetine karşı, nasıl dirençle durduğumuzu kendimizden biliyoruz. Evde, işte, sokakta şiddete uğrayan kadınların bu şiddet karşısında sinmediklerine, hayatlarını savunmak için her yolu denediklerine hepimiz tanığız.

Tüm tehditlere, katilleri savunan hukuka, kadını kül kedisi, ev işlerinin kölesi gören zihniyete, dinciliğe; otoriterleşen, hayatlarımıza kendini her alanda dayatan muhafazakarlığa, kentlerin ormanların talanına, savaşlarla, göçlerle toplumun paramparça edilmesine müsaade etmeyeceğiz. Yaşadıkları baskıya boyun eğmeyen, kan ve kin politikalarına rağmen kadın dayanışmasından vazgeçmeyen, bugünü dünüyle bilen, yarını başka türlü hayal eden kadınlar olarak temel haklarımızın gasp edilmesine, olağanüstü hal hukukuyla gündelik hayatımızın cehenneme çevrilmesine, kazanımlarımızın kanun hükmünde kararnamelerle delik deşik edilmesine, şiddet ve nefretin yarattığı sessizliğe, güvencesizliğe, belirsizliğe razı değiliz. Bu yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde, her yıl olduğu gibi sokaklarda, meydanlarda olmaktan vazgeçmiyoruz. O halde de, bu halde de susmuyoruz, itaat etmiyoruz, direnişimizi, dayanışmamızı ve mücadelemizi her halde büyütüyoruz!

Buradayız, gitmiyoruz!

 

Sinop Kadın Platformu

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.


Yukarı Çık